Allah’ın Boyasıyla Kurtuluşa Adım Adım

Bizleri en güzel en canlı renge boyayan Rabbimize hamd, Allah’ın boyasıyla boyanmaya davet eden Efendimiz (sav)’e salat ve selam olsun.

DÜNYANIN BİR ÇIKIŞ YOLU ARADIĞI, KURTULUŞ BEKLEDİĞİ BU ÇAĞA ON DÖRT ASIR ÖNCESİNDEN İLAHİ BİR ÇAĞRI:

Allah azze ve celle, Bakara Suresi 138.ayette şöyle buyurur:

Sıbgatallâh(sıbgatallâhi) ve men ahsenu minallâhi sıbgaten, ve nahnu lehu âbidûn(âbidûne).

“Allah’ın boyası ile boyanınız! Boyası Allah’tan daha güzel olan kim vardır? ‘Biz yalnızca O’na kulluk edenleriz’ deyin!”

Ayette geçen sıbga Arapça bir kelimedir. Boya, renk manasındadır. Bunların yanında daha farklı anlamlara da gelmektedir. Bir şeye renk verme veya koruma amaçlı kaplama anlamları da taşır.

Kainat, binbir çeşit mahlukat, üzerinde Allah’ın nişanesini taşır. Bir millet kendi ürettiği ürünlere nasıl ki kendi damgasını, mührünü vuruyor ve o ürün onu temsil ediyorsa Rabbimizin yarattığı her şey de onun mührüdür ve onu temsil eder.

İslam Allah’ın bizlere vermiş olduğu bir renktir. İman ise Allah’ın bu İlahi nizam ile bizleri boyamasıdır. Yüce Kuran ise Allah’ın bizleri kendi rengi ile boyaması için vardır.

Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhari, Tefsir (Rûm), 2)

Fıtratlarımız İslamın boyasını taşır. Fakat sonradan insan ailesi, çevresi ve farklı dış etkenler tarafından bozulmalara uğrar. İnsanın hem rabbani hem de şeytani bir tarafı vardır. Verilmiş olan irade ile bir tarafa yönelir. Ya Rabbani boyaya bürünür huzur bulur. Ya da şeytani boyayla boyanıp bataklığa çekilir. Rabbani boya İslam’ın hükümlerine uygun yaşamayı gerektirir. Allah nasıl yaratmışsa, fıtratımızı nasıl şekillendirmişse ona uygun davranmaktır.

Bir telefonu yapan onu en iyi şekilde tanıyan, özelliklerine, işlevine en iyi hakim olandır. Üzerinde tasarruf etme yetkisi de ona aittir. Bu örnekteki gibi insanı, tüm mahlukatı ve koca kainatı yaratan Rabbimizdir. Bizleri de en iyi tanıyan odur. Fıtratımızı tanıyan O’dur. Tasarruf yetkisi de O’na aittir. Yaşamımızın, evliliğimizin, sosyal hayatımızın her türlü faaliyetimizin nasıl olması gerektiğini Allah belirler. Rabbimiz hem yaratan hem de hükmedendir. Maide suresi 3. Ayette şöyle buyurmuştur:

Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet’i beğendim.

Bize en uygun olan din İslamiyet’tir.

Müslüman Allah’ ın boyasıyla boyanmış kimsedir. Kafire gelince onlar Allah’ ın boyasının üzerini örtmüş olan kişilerdir. Allah’ ın boyası görünmez onlarda.

Münafıklara gelince Allah’ ın boyasıyla küfür boyasını birbirine karıştırmış olan renksiz olan kimselerdir. Her renge girenlerdir.

“(İnsanları) Allah’a çağıran, salih amelde bulunan ve “Gerçekten de ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet,33)

Allah tüm peygamberleri kendi boyasıyla boyamak için görevlendirmiştir. Peygamberler bize Allah’ın rengine boyanmanın yolllarını gösterirler. İlahi çağrıya davet ederler. Bu çağrıya kulak verip, ömrünü Allah’ın rızasına adayanlar, O’nun izzetli boyasını onurla taşıyanlar, toplumuna öncü olanlardan daha hayırlısı yoktur Allah katında.

Peygamberler bizi Allah’ın boyasına çağırırken buna karşılık bizi başka boyalarla boyamak isteyenler de olacaktır. Biz Allah’ın boyasına bürünmek isterken, onlar bizi sahte suni boyalara boyamak isteyeceklerdir. Şeytan bir renge, nefsimiz başka renge, kafirler bambaşka renklere bürümek isteyeceklerdir.

Allah’ın boyasından daha güzel boya olabilir mi? İbrahim (as) ve oğlu İsmail (as) de böyle dua ediyorlardı. Rabbimiz dediler: ‘Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.’ (bakara/129)

‘‘Sonra onları temizleyecek başka boyalardan onları temizleyecek olan bir peygamber gönder’’ diye dua etmişlerdir.

 Efendimiz’ in (sav) gelmesi için dua ediyorlardı. O yüzden Peygamber Efendimiz (sav) ‘ben babam, atam İbrahim’ in duasıyım’ der. Allah Resulü bu şekilde bir ümmet meydana getirmek için gayret göstermiştir. O’ nun içine doğduğu toplum karanlığın en zifiri olduğu bir toplumdu. İnsanlar Allah’ın boyasından uzak cahili bir boya içerisindeydiler. Efendimiz onlara öyle güzel bir boya sundu ki o boya onları o karanlıklardan alıp aydınlığa çıkardı. ‘‘Gelin! La İlahe İllallah deyin, kurtulun’’ buyurdu.

Ömerler, Ebu Bekirler, Aliler, Osmanlar ve daha niceleri bu çağrıyla bir güneş gibi parladılar. Allah’ın boyasıyla nurlandılar. Allah’ın koymuş olduğu farzlarla boyandılar. Bu boyayla eğitildiler. Kuran’ın ahlakıyla ahlaklandılar ve İslam medeniyetini kurdular.

Günümüze gelecek olursak, maalesef çoğunluk bu çağrıya kulak tıkadı ve başka, sahte renklere boyamak isteyenlere yönünü çevirdi. Allah’ın boyasını reddedenler üzerimizde birçok oyun kurdular. Bizleri kukla gibi kullanmak istediler ve bunun için ellerinden gelen her şeyi kullandılar. Medyayı kullanıp, kültürümüzü, yaşam biçimimizi, aile yapımızı dinimize varıncaya kadar birçok şeyi değiştirdiler. Birçok şeyi normalleştirdiler. Haramlar, helaller birbirine karıştı. Şekilci bir Müslüman anlayışı oluştu. Amaçları aslında ruhumuzu bile ele geçirmekti.

Bir yazar kapitalizmle ilgi şöyle der: ‘’Kapitalizm sizin ruhlarınızı hedef alır.’’ Bir beden ruh olmadan nasıl ki bir anlam ifade etmiyorsa iman ruhu olmadan Müslüman olmak da bir anlam ifade etmiyor. Bedenlerimiz ruhumuz esaret altında. Bu durumdan birçoğumuz da rahatsızız. Çıkış yolları arıyoruz.

Örneğin; nasıl ki uçak bile atmosferin dışına çıkamıyor ancak çok güçlü motorlara sahip olan güçlü yakıtlarla beslenen uzay araçları atmosferi delip geçebiliyor. Aynen öyle bizi yerçekiminden kurtaracak olan sağlam ve büyük motorlara ihtiyaç var. İnsanın motoru imanıdır. Motorun yakıtı Kuran, zikir ve ibadetlerdir. O motorun yapılabilmesi için her ne gerekiyorsa Allah a.c göndermiştir. Bu yerçekimlerinden kendimizi kurtarmak ve Allah’ın boyasıyla boyanmak, Allah’ın bizden istediği budur. Aslında bütün dünyanın bizden beklediği yeni bir nesle ihtiyaç var. Batının da bize ihtiyacı var. Batının da bugün değerleri tükenmiş. Batı da huzuru yakalamak istiyor.

Bizim artık bu kapıldığımız furyadan kurtulmamız ve özümüze dönmemiz gerekiyor. Kaybettiğimiz tüm değerleri geri almak istiyorsak suni yalancı boyaları üzerimizden atmamız arınmamız gerek. Allah’ın boyasıyla kuşanıp çağına yön veren, aydın-alim şahsiyetler olmamız gerek. Yeter ki uyanalım ve uyandırmak için adım atalım. Ne demiş aksiyon adamı Malcolm X:

TÜM UYUYANLARI UYANDIRMAYA BİR TEK UYANIK YETER!