Arapça İncelikleriyle Fatiha Suresi Tefsiri

Fatiha Suresi’nin tefsirine başlamadan önce besmele-i şerifte var olan bir incelikten bahsetmeliyiz. Her dilde olduğu gibi Arapça’da da bir kelime grubuna cümle diyebilmek için onun bütün ögelerinin var olması ve yargı bildirmesi gerekir. Arapça’da cümle ikiye ayrılır; isim cümlesi ve fiil cümlesi. İsim cümlesinin ögeleri mübteda ve haber, fiil cümlesinin ögeleri ise fiil, fail ve mefuldür.

Besmele, dil bilgisi kurallarına göre tam bir cümle değildir, harf-i cerle başladığı için şibih cümledir yani yarımdır. Alimlerimiz, besmelenin yarım cümle olmasını iki türlü açıklamaktadır; Birincisi, bir kimse “Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…” dedikten sonra bir fiil işlemelidir ki yarım, tamamlansın. Yani “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım, okurum, yazarım, yürürüm, düşünürüm, yemek yaparım…” Fiil kısmını da yaptıktan sonra besmele tamamlanacaktır.

İkinci açıklama ise bir kimse bir işe başlarken Allah’ın adı ile başlamıyorsa bu fiil yarım kalır, Allah katında tam ve makbul bir fiil olmaz. O halde her Müslüman işlerine besmele ile başlamalıdır. Bediüzzaman Said Nursi diyor ki “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta o­na başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır.”1

Fatiha Suresi, hicretten önce Mekke’de nazil olmuştur. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti nazil olan ilk ayetler özelliğini taşırken tamamı birden indirilmemiştir fakat Fatiha Suresi tam bir sure halinde indirilmiş ilk suredir. Kur’an-ı Kerim’e bu sure ilen başlandığı için “başlangıç, açan, açıcı” manasında Fatiha denilmiştir. 7 ayettir.

Sure, inancı, ibadeti, uluhiyeti, ahireti, tevhidi, duayı, yakarmayı Allah’ta birlemeyi, hidayet isteğini, boyun eğmeyi, salih insanların yolunu izlemeyi, gazab edilenlerden kaçınmayı ele alır. Kısa bir sure olmasına rağmen Kur’an’ın temel konularını ele alır. Kitabın bütün konularını kapsadığı için Fatiha Suresi’nin diğer bir ismi de “Ümmü’l Kitab”dır. Bir diğer ismi ise methedilen yedili, tekrarlanan yedili manasında “Seb’ul Mesani”dir. Allah azze ve celle bir sureden kitabının başka bir suresinde bahsetmemiştir ancak Fatiha Suresi istisnadır. “Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi ayeti ve büyük Kur’an’ı verdik.” 2 buyurmaktadır. Bu ayet Allah’ın Fatiha Suresi’ne verdiği önemi ortaya koymaktadır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de birçok hadisinde Fatiha Suresi’ne dikkatimizi çekmektedir. Ebu Hureyre’den rivayetle Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ın anası, özü çok methedilmiş olan yedidir.” 3

Sahabe-i Kiramdan Ebu Saîd Râfî bin el-Muallâ anlatıyor: “Bir gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana: “Mescitten çıkmadan önce, Kur’an’daki en büyük sureyi sana öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Yürümeye başladık. Mescitten çıkacağımız sırada “Ya Rasûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sureyi öğreteceğinizi söylemiştiniz.” dedim. Peygamber Efendimiz(sav): “O sûre, “El-Hamdü li’llâhi Rabbi’l-Âlemin” dir; namazda tekrar edilen yedi ayettir. Bana verilen Kur’an’ı Azim’dir.” buyurdu.” 4 Bu olay Medine döneminde yaşanmıştır. Sahabe-i kiram Fatiha Suresi’ni her namazında okuyordu, manasını da biliyordu. Allah Resulü bu şekilde yaparak Fatiha Suresi’nin önemine dikkat çekmiştir. Fatiha Suresi Kur’an’ın önsözü mahiyetindedir.

اَلْحَمْدُ : Övgü ve şükür manasındadır. Övgü ve şükür birbirinden farklıdır, şükür bir nimet karşılığında olurken övgü için nimet verilmesine gerek yoktur. Allah bu iki manayı birden içeren اَلْحَمْدُ kelimesi ile sureye başlamıştır. Kelimenin başındaki اَلْ takısı istiğrak (kapsama) içindir. Mana “hamdin her türlüsü, her çeşidi Allah içindir” olur. Arapça’da kelimeler üçe ayrılır isim, fiil ve harf. Burada kullanılan kelime isimdir, fiil değildir. Şayet fiil kullanılmış olsaydı hamd etmek hem zamana hem de şahıslara bağlanmış olacaktı. Allah, hamd kelimesini isim formunda kullanarak zaman ve şahıslar olmadan da hamdin her daim var olacağını ve Allah’a ait olduğunu göstermektedir.

لِلّٰهِ : kelimenin başındaki لِ harfi ceri sahiplik bildirmektedir. Allah hamdin kime yapılacaığını, övgü ve şüküre tek layık olanın kendisi olduğunu ismi azamı olan Allah ismi ile bildirmektedir. Allah, tertip sırasında Kur’an’ın ilk suresi olan Fatiha Suresine kendisini tanıtarak başlamıştır. İsmini zikrettikten sonra Kur’an’da en çok kullandığı sıfatı ile kendisini tanıtmaya devam etmiştir. 

  رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ : Rab, koymuş olduğu kanun ve yasaklarla terbiye eden, başkasının işlerini gözetim altında tutan, sahip, düzenleyici, kendisine ibadet edilen, efendi manalarına gelir. Allah hükmedici olduğunu bu sıfatıyla ortaya koymuştur. Kimin Rabbi? Alemlerin. Alemler ise insan, şeytan, melek, hayvan, bitki yeryüzü, gökyüzü gibi birçok alemi içine alır. Allah bütün alemin rabbidir.

İlk ayetin manası “Hamdin her türlüsü alemlerin terbiye edeni, yöneteni, Rabbi olan Allah içindir.” olmaktadır. Rabbimiz 2. ayette kendisini tanıtmaya, kendisi hakkında bilgi, ilim vermeye devam etmektedir.

نِ الرَّح۪يمِۙ :  Bu sıfatlar  “رحمة” kelimesinden türemiştir.

Rahman, rahmeti yüce olan manasındadır. فَعْلاَنٌ vezninden gelmiştir. Bu vezin bir şeyin çokluğunda ve yüceliğinde mübalağa yapmak için gelir. Ancak bu vezinle gelende devamlılık yoktur. Allah’ın rahmeti çoktur. Rahman sıfatı, bu dünyada hem kafirlere hem müminlere merhamet edendir manasındadır. Bu rahmeti kafirler için ahirette bir devamlılığı yoktur. Allah’ın rahmetinin devamlılığını bildiren sıfatı rahim sıfatıdır.

Rahim, rahmeti daimi olan, sonsuz rahmet sahibi demektir. Çünkü فَعِيلٌ vezni ise daimi olan özellikler için kullanılır. Örneğin Allah’ın el- Kerim sıfatı da aynı vezinledir ve manası sonsuz cömert sahibi olmasıdır.

مَالِكِ : Sahip, hükümdar, hakim, padişah manalarına gelir.

يَوْمِ الدّ۪ينِۜ : Din günü demektir. Din burada, karşılık manasında kullanılmıştır. Allah azze ve celle bütün karşılıkların tastamam verileceği kıyamet gününün yegane sahibidir.

Allah kendisi hakkında ilim verdikten sonra bu ilmi alan kimsenin nasıl davranması gerektiğini beşinci ayette bildirmektedir.

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ين : Yalnızca sana ibadet eder, yalnızca senden yardım isteriz. Belağat kurallarına göre mefülün yani “sana” kelimesinin fiilin ve failin öne geçirilmesi hususiyet ifade etmesi içindir. Meful bu şekilde kullanıldığı zaman “sadece ve sadece” manasını da içerir. Allah azze ve celle ayette mefulü bu şekilde öne geçirerek ibadetin ve yardım dilemenin yalnızca ve yalnızca kendisine yapılması gerektiğini bildirmektedir.

Peki ibadet nedir?

Peygamberimiz, bazı sahabileriyle birlikte bulunduğu bir esnada Kur’an-ı Kerim’den bir ayet okumuştu. Bu ayet, İslam’dan önceki din mensuplarının, Allah’ın dinini nasıl tahrif ettiklerini şöyle haber veriyordu: “Onlar, Allah’ı bırakıp, hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa onlara sadece bir olan Allah’a kulluk etmeleri emredilmişti. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O, yüceler yücesidir; onların ortak koştuklarından münezzehtir.” 5

Efendimiz’in ayeti okumasını müteakip daha önce Hıristiyan iken Müslüman olmuş bir sahabi olan Adiy bin Hatem , “Yâ Resûlallah! Biz onlara kulluk etmiyorduk ki!” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz, “Onlar size istediklerini helâl, istediklerini haram kılıyorlardı. Siz de onlara uyuyordunuz öyle değil mi?” diye sordu. Sorusuna “Evet!” cevabını alınca da, “İşte ayette sözü edilen durum budur” buyurdu. 6

Peygamber Efendimiz (sav) ibadetin manasını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bir Müslüman Allah’tan başka hiçbir kimsenin kanun ve yasaklarına uymayarak, yalnızca ve yalnızca Allah’ın dediklerini yaparak Allah’a ibadet etmiş olur.

نَعْبُدُ ve نَسْتَع۪ين : fiillerinin نحن sigası ile çekimlenmesi İslam dininin fert değil ümmet dini olduğunun delilidir. İslam, ben değil biz dinidir, ferdiyetçiliği reddeder.

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ : Bizi dosdoğru yola ilet. Peygamberimiz (sav) sırat-ı müstakimi bize tarif etmekte, öğretmektedir. Hz. Câbir -radıyallâhu anh- anlatıyor:

Resûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in yanında otururken önüne bir çizgi çizdi ve:

“– Bu Allah Teâlâ’nın dosdoğru yoludur” buyurdu.

Sonra söz konusu çizginin sağına ve soluna ikişer çizgi daha çizdi ve:

“– Bunlar da şeytanın yollarıdır” buyurdu.7

Daha sonra mübarek ellerini ortadaki çizginin üzerine koydu ve şu âyet-i kerîmeyi kıraat buyurdu:

“Şüphesiz bu, Ben’im dosdoğru yolumdur; öyle ise ona tabi olun. Sizi Allah’ın yolundan ayıracak başka yollara uymayın. Takvaya erişesiniz diye Allah bunları size emretti.” 8 

صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ : Nimet verdiklerinin yoluna. Allah azze ve celle sırat-ı müstakimi nimet verilenlerin yolu olarak göstermektedir. Peki bu nimet verilenler kimlerdir? Allahu Teala Nisa Suresi 69. ayette “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!” buyurmuştur ve bize nimet verilen kimseleri açıklamıştır.

Ayet başka bir ayeti tefsir etmiştir. Nimet verilenler dört sınıftır;

  1. Peygamberler
  2. Sıddıklar
  3. Şehitler
  4. Salihler

ينَ : Gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil. Kimdir bu gazaba uğramış ve sapmış kimseler? Sahabe-i Kiram Peygamberimiz(sav)’e bu soruyu yönelttiğinde Peygamberimiz  “Yahudiler, kendilerine gazap edilmiş, Hıristiyanlar ise sapmış olanlardır.” 9 cevabını vermiştir. Yahudiler, peygamberlerini haksız yere öldürerek, Allah’ın emir ve yasaklarına uymayarak gazaba uğramışlardır. Hristiyanlar ise Hz. İsa’yı Allah’ın oğlu gibi görerek sapıtmışlardır.

Allah bu kimselerin yoluna uymamamız için bize nasıl dua edeceğimizi öğretmektedir.

Fatiha Suresi’ni okurken farkına bile varmadan Allah ile direk bir iletişime geçiyoruz. Peygamberimiz (sav) bir kudsi hadiste Fatiha Suresi ile ilgili şöyle buyurmaktadır. Ebu Hureyre’den rivayetle “Ben Resulullah (sav)’ın şöyle söylediğini işittim:

“Allah Teala hazretleri (bir hadis-i kudside) buyurdu ki: “Ben kıraati kulumla kendi aramda iki kısma böldüm, yarısı bana ait, yarısı da ona. Kuluma istediği verilmiştir: Kul: “Elhamdülillahi Rabbi’l-alemin, (Hamd alemlerin Rabbine aittir)” deyince, Aziz ve Celil olan Allah: “Kulum bana hamdetti.” der. “er-Rahmanirrahim” deyince, Allah: “Kulum bana senada bulundu” der. “Maliki yevmiddin ” deyince, Allah: “Kulum beni büyükledi.” der. “İyyakena’budü ve iyyakenestain (yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz)” deyince, Allah: “Bu benimle kulum arasında bir (taahhüddür). Kuluma istediğini verdim” der. “İhdina’s’sırata’l-müstakim sıratallezine en’amte aleyhim gayr’il-mağdubi aleyhim ve la’d-dallin. (Bizi doğru yola sevket, o yol ki kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoludur, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerin değil)” dediği zaman, Allah: “Bu da kulumundur, kuluma istediği verilmiştir” buyurur.” 10

Fatiha Suresi’nin önemi le ilgili birçok hadis vardır. Biz Müslüman Fatiha suresini idrak ettiği zaman Allah’n izniyle Kur’an’ın temel meselelerini idrak edecektir. Surede geçenleri hayatına geçirdiğinde ise Allah’ın istediği gibi bir mü’min olacaktır. En çok okunan Fatiha Suresi’nin manasını bilmek, anlamak, yaşamak ve anlatmak her Müslümanın vazifesidir.

Ya Rabbi Kur’an’ın mesajını anlamayı nasip eyle.

Kaynaklar:


  1. Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Birinci Söz
  2. Hicr Suresi – 87
  3. Kütüb-i Sitte 2/438
  4. Buhari,Tefsir 1/1; Fezailu’l-Kuran
  5. Tevbe 9/31
  6. Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 9; Beyhakî, Sünenü’l Kübrâ, X,196.
  7. İbn-i Hanbel, III, 397
  8. En’âm 6/153
  9. Tirmizî, Tefsiri 1, Kur’an ½
  10. Müslim, Salat 38; Muvatta, Salat