Çin Zulmüne Maruz Kalan Doğu Türkistan -1

Çin işgali altında bir açık hava hapishanesine dönüştürülen, mazlum ümmet Doğu Türkistan Gazze kadar Müslüman, Mısır kadar kardeş,Filistin kadar tutsak, Srebrenitsa kadar katledilmiş, en az Irak ve Suriye kadar mazlum, yıllardır Arakan’ dan daha da yalnız…

Doğu Türkistan, Orta Asya’nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan’ın doğu kesimidir. İran kadar yer ölçüsüne ve petrol, altın, doğal gaz gibi sayısız yer altı ve yer üstü kaynağa sahiptir. Göktürklerin, Uygurların, Karahanlıların, Seidiye Hanlıların, Doğu Türkistan İslam Cumhuriyetinin kurulduğu Türk milletinin İslamla şereflendiği Sultan Saltuk Buğrahan’ın, Kaşgarlı Mahmud’ un, Yusuf Has Hacib’ in medeniyet, ilim irfan ve İslamı nurlandırdığı coğrafya Çin komünist yönteminin karanlık zindanlarında Doğu Türkistanlılar adeta bugün 21. yüzyılda orta çağın karanlığını yaşamaktadır.

Doğu Türkistan, 1949 Çin’in devlet başkanı Mao-u-zeydong ve karanlık güçleri tarafından istila edilen Doğu Türkistan’da 1949’daki 90% Uygur oranı şuan 45% düşmüştür.Büyüklü ve küçüklü yüzlerce ayaklanma gerçekleşmiş , her seferinde  kanlı bastırılmış ve yüzlerce ,binlerce, yüz binlerce şehit vermiştir. Çin’in Doğu Türkistan’ da uyguladığı katliamlarda ölenlerin sayısı Bosna, Irak, Türkmenistan, Afganistan ve Suriye’ de öldürülenlerin toplamından daha da yüksektir.   

Dini, milli ve kültürel köklerinden kopartılmak istenen; gözünü açtığı andan itibaren Sincanlı olarak inandırılmaya çalışılan bir tutsak ülke Doğu Türkistan. Orada bulunan Müslümanların kendi inanç, dil ve tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversitelere giremiyorlar. İstedikleri iş yerlerinde çalışmaksa onlar için bir hayaldir. Suçları kendi inanç özgürlüklerini ve haklarını istemek. Bunun bedelini ise fert ve toplum olarak fazlasıyla ödüyorlar. Hapishanelerde hesapsız işkence ediliyor ve ölümlere terk ediliyorlar. Evlerine dönseler bile normal hayatlarına bir daha dönemiyorlar. Çünkü artık ya psikolojileri bozuk oluyor ya da kalıtsal hastalıklarla yaşamak zorunda kalıyorlar.

Yapılan binlerce konferansa rağmen Doğu Türkistan son dönemlere kadar kamuoyunda gündeme gelmeyen, dünyanın görmezden geldiği, unutulan bir ülkedir. Çin’in işgal ettiği ve ismini Sincan olarak değiştirmek istediği Doğu Türkistan da yaşanan acı olaylardan: sadece 1949-1952 kadar katledilen Uygurların sayısı 2 milyon, 1956 – 1977 yıllarında kültür devrimi ve kıtlık yaşandı; alimlerimiz katledildi, gençlerimiz hapishanelere atıldı, insanlarımız dinsizliğe sevk edildi. Yüzlerce defa atom bombası denendi, yüz binlerce kardeşlerimiz tuhaf tuhaf hastalıklarla yaşamak zorunda kaldı. Dini eğitim almak, ibadet yapmak ve kadınların tesettür giymeleri, erkeklerin sakal bırakmaları yasaklandı, bebekler anne karnındayken kürtajla alınıp çöpe atıldı.

Son üç senedir Doğu Türkistan’da neler oluyor? Anne babaları hapishanelerde, kamplarda işkence görürken kaç evlat annesiz babasız kaldı, kaç hane söndü, haberiniz var mı? Doğu Türkistanlı 35 milyon Müslümanın durumuna ne kadar daha sessiz kalınacak?

Zulüm her boyutta yaşanıyor. Yiyecek içeceklerinden düşüncesine kadar karışmayan hiçbir köşesi yok. Doğu Türkistan’ın her caddesi vur emri almış elleri tetikte gezen Çin askerleriyle dolu. Kendi evlerine bile kimlik ve yüz taramasıyla giriş çıkış yapıyorlar. Temel yaşam ihtiyaçları dahi her yönden kısıtlı. Evlerde bile dini ibadetlerin rahatça yapılması neredeyse imkansız. Her şey ve her davranış yüksek teknolojiyle takip ediliyor. Kamera yerleştirilmeyen, tam sahip olunamayan bir insan kalbi kalmış. Elhamdülillah! Allah iyi ki imanı kalbe yerleştirmiş.

Çin işkencesi tabiri durup dururken çıkmış bir şey değildir, onlar her gün yeni bir icat peşinde…Bir insan boş bir şüphe üzerinde yıllarca tutuklu kalabiliyor. Çin’in meslek eğitim kampı olarak kılıf uydurduğu işkence kamplarında, 5 milyondan fazla kardeşlerimiz keyfi tutuklamalarla dinsizleştirme, milli kimliğimizden uzaklaştırma, beyin yıkama yoluyla her türlü akıl almaz, inanılmaz, insanlık dışı işkencelerle öldürülmektedir. Öldürülenlerin iç organları ise Çinli patron ve siyasetçilere peşkeş çekilmekte, kamp ve hapishanelerde işkence sonucu ölenlerin cesetleri ailesine teslim edilmeden büyük fırınlarda ateşe yakılmaktadır. Daha acı olanı bazı Müslüman ülkeleri Çin ile iş birliği yaparak “helal iç organ” ticareti yapmakta ve kardeşlerimizin iç organları narkoz kullanılmaksızın vücudu acı çekerek sökülmektedir. Bunun dışında kayıp olan bir daha haberi alınamayan kardeşlerimizde vardır.

Sana verdiği ahde bağlı kalan, bu yüzden zulme uğrayan Doğu Türkistanlı kardeşlerimize yardım eyle Allah’ım.