Dikenli Yolda Yürümek

Dikenli Yolda Yürümek kıssası bizlere takvanın önemini vurguluyor. Hepimizin birer yolcu olduğu, gelip geçici dünya hayatımızın sonunda karşımıza iki yol çıkacak: Takva ve iyiliği tercih edenlere mükafat olarak verilecek cennet bahçelerinden bir bahçe ya da kötülüğü ve nefisini tercih edenlere ceza olarak verilecek cehennem çukurlarından bir çukur. Peki bizler hangisine talibiz?

Hakikate giden yol güllerle bezeli bir yol olmayabilir ama sonu cennete çıkıyor. İmtihanın sırrı da burada gizlidir. Mükafat o yolun hakkını verenlere, her şeye rağmen yürümekten vazgeçmeyenlere, sebat edenlere, takva üzere olanlara veriliyor.

Takvanın Önemini Anlatan Bir Kıssa “Dikenli Yolda Yürümek”

Hz. Ömer, birgün Übey b. Ka’b’a: “Takva nedir?” diye sormuştu.‬ Übey(r.a.)’da ona: “Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer? “ diye mukâbelede bulundu.
Hz. Ömer: “Evet, yürüdüm.” cevabını verince de bu sefer: “Peki böyle bir yolda yürürken ne yaptın?“ diye sordu.

Hz. Ömer: “Elbiselerimi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için bütün dikkatimi sarfettim.” cevabını verdi. Bunun üzerine Übey: “İşte takva budur.” dedi.

Takva, din hususunda hassas olmak, zorlu yollarda dosdoğru yürüyebilmektir. Yol dikenli, taşlı ve bize zarar verecek türlü musibetlerle doludur. Bu yolda şeytanla, nefsimizle ve çevremizle mücadelemiz sürecek. O halde bizde elimizden geldiğince takvaya sarılarak, Allah’a teslimiyet gösterip tedbir ile tevekkül ederek yürümeli, Rabbimizin rızasını kazanmak için çabalamalıyız.