Din ve Medeniyet Üzerine Kitabından Alıntılar

Nedvi, günümüzde dünyaya egemen olan kötülüklerin kaynağında ne olduğunu araştırmış ve insanların tavır ve davranışlarının kökünün ekonomik, sosyal ve siyasal sistemlerde değil, ahiret inancı veya dünya görüşleri doğrultusunda ortaya çıkan etik ve ahlaki konseptlerde bulunduğunu görmüştür. Aynı anda dinin bir kenara çekilip sadece manevi meselelerle uğraşmasının ve insan yaşamının büyük bir bölümünü oluşturan gündelik kararlarla ilgilenmemesinin mümkün olamayacağını açıklamıştır.

Kitapta din, felsefe ve medeniyetin ortak sorularını belirleyen yazar; bilgi kaynaklarını duyular, akıl, felsefe, dini felsefe (ilm-i kelam) ve işrakilik ile açıklayıp ardından medeniyetin türleri başlığı altında duyumcu, akılcı ve işraki (mistik) medeniyeti anlatıyor. Ortak soruların cevabını bu medeniyetler veremeyince yazar, soruları cevaplandırmanın başka bir yolunu gösteriyor ve bu yol Peygamberlerden geçiyor. Peygamberlerin mesajlarının üstünlüğü ve İslami yaşamın özelliklerini anlatıyor ve vahiy medeniyetinin temel bileşenlerini 8 maddede açıklıyor.

Şunu söyleyebiliriz ki: İnsanlık, zekâsını köreltmiş, tecrübelerini tüketmiş, sadağındaki tüm okları kullanmış bulunuyor. Artık insanlığın kurtuluş ümidi, yalnız ve yalnız Allah tarafından gönderilen son risalette ve O’nun ortaya koyduğu ideal medeniyettedir.

Ebu’l Hasan Nedvi Sözleri

Allah’a sınır çizmeye çalışma. (Mukaddime, İbn Haldun)

Ebu’l Hasan Nedvi, Din ve Medeniyet üzerine

Tevhid ve ahiret işlerini, nübüvvet gerçeğini, ilahi sıfatların gerçekliğini, kısacası sınırlarının ötesini akıl terazisinde tartmaya kalkma; akıl bu sıkleti çekmez. (Mukaddime, İbn Haldun)

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Akıl sınırını bilmeli, haddini aşmamalıdır. Allah’ı ve sıfatlarını kuşatmaya kalkışmak gibi çapını aşan işlere kalkışmamalıdır. Nihayetinde varlık dünyasında bir noktadan ibaretsin. (Mukaddime, İbn Haldun)

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Kesin bilginin yolu ancak Allah tarafından indirilen Kur’an’dan ve vahye muhatap olan Hz. Muhammed (sav)’in getirdiklerinden geçer.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Duyumculuk ve materyalizmi kabul eden toplumların dini yönelişleri puta tapınmada ifadesini bulur. Çünkü duyumcu bakış açısına sahip kimseler, gözlerinin görmediği bir tanrıya iman etmekte oldukça zorlanırlar. Dikkatlerini çeken somut bir sembol ararlar. Fıtri duygularını tatmin etmek için çabucak putlar yaparlar ve yaşamlarını diğer kesitlerinde olduğu gibi onlara ruhani anlamlar yüklerler.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Duyumcu cahiliyenin bilinen en önemli amacı, dünya nimetlerinden mümkün olduğu kadar yararlanmaktır. Bunlar da şöhret, itibar elde etmek, güç ve cesaret gösterilerinde bulunmaktan ibaretti.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Dünya uygarlıkları arasında en aldatıcı ve en sinsi uygarlık, çağdaş Batı uygarlığıdır. Güçlü illüzyonist propagandaları sayesinde kendisini insanlık tarihinin en akılcı ve en bilimsel uygarlığı olarak takdim edebilmektedir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Batı edebiyatının doğası, her türlü latif duygudan, ahlaki vicdandan, kalbi selimden ve sahih akıldan uzaktır. Kural ve yasaktan nefret eder; insanın dilediği gibi, tam bir özgürlük içinde, keyfince yiyip içmesini önemser.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Evrendeki temel işleyişi gördükten sonra artık bu bilmeceleri çözme becerimizin yetersizliğini kabul edelim ve aynı zamanda doğru yolu gösterecek ve bu sorunların üstesinden gelebilecek, Allah’tan gelen bir sisteme muhtaç olduğumuzu anlayalım.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Peygamberler bilim adamlarının kullanmadan yapamadıkları birtakım bilimsel terimler yerine fıtrat metodunu takip ederek kişileri karakterlerine en uygun şekilde kuşatırlar; insana fıtrat diliyle seslenir, hayatın her aşamasıyla uyumlu, herhangi bir yoruma ve çeviriye ihtiyacı olmayan bir üslup kullanırlar.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Peygamberlerin önerdiği yaşam tarzından daha erdemli bir hayatı öneren şu ana kadar herhangi bir bilge olmamıştır. İnsanlık, bütün tarihi boyunca onların gerçekleştirdiği düzenden daha üstün, insanlığın mutluluğunu ve barışını daha büyük boyutlarda gerçekleştirebilmiş bir düzene tanıklık etmiş değildir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Peygamberlerin davetine iman edip onların öğretilerine bağlanan kimseler örnek davranışları, yüce ahlakları ve içtenlikleri ile insanlar arasında temayüz etmiş, hayırseverlik, doğruluk, ölçülülük, Allah’a karşı sorumluluk bilinci, hukuku gözetme ve koruma konularında insanların yolunu aydınlatmışlardır. Tarihin çeşitli dönemlerinde ve dünyanın farklı yerlerinde ortaya çıkmış birçok reformist önderin ve etik öğretinin eğitiminden geçmiş kişiler, onlarla asla boy ölçüşemez.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

O, insanların zayıflıklarını, hidayet ve yol gösterilmeye muhtaç olduklarını, farklı anlayış, farklı kavrayış ve farklı akıl düzeylerinde bulunduklarını, bilim ve üretimde birbirlerine bağımlı olduklarını çok iyi bilmektedir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Allah’ın rububiyet ve rahmet sıfatını, adalet sıfatını bir parça olsun bilen, insanoğluna her zaman bahşettiği lütuf ve inayetinden haberdar olan bir kişi, risaleti inkâr etmez, edemez. Çünkü risalet, rububiyet/mürebbi sıfatının en önemli tecellisi, merhametinin en güzel ifadesi ve adaletinin en açık işaretidir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Vahiy medeniyeti, her şeyden önce yaşadığımız evrenin bir hükümdarı olmadığı ve birçok yöneticisi olan müşterek bir devlet olduğu öncülüne değil; onu yaratan, onu düzenleyen, onu yöneten ve her şeyini kontrol eden bir ve tek hükümdarı olduğuna inanır.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

O’nun emri ve gücü olmadan herhangi bir şeyin gerçekleşmesi bir yana, O’nun iradesi ve gerçekleştirme gücü olmadan varlık kazanması bile mümkün değildir. Evren, varlık ve oluşumunu tamamen O’na borçludur, O’na boyun eğmek, O’nun emrini dinlemek zorundadır.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Evrenin ve hayatın belli bir amaç ve hedefinin olduğuna, gereksiz yaratılmadığına, insanın bağımlı ve zorunlu olduğuna kuşku duymaksızın inanmak, insanda bir sorumluluk duygusu geliştirir, hayatın gerçek değerini anlamasını sağlar. Buna inanan bir kişi yaşamın tek bir anını, ömrünün tek bir nefesini boşa harcamak istemez; ömrünü ve nefesini dünya hayatının geçici mutluluk ve menfaatleri peşinde tüketmekten hoşlanmaz.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Ahirete iman, hesap korkusu, Allah’tan duyulan haşyet, Müslümanlarda sözcüklerle tanımlanamayacak bir sorumluluk bilincini geliştirir, kötülüklerden sakınan, iyilikleri çoğaltan çok güçlü bir duygu oluşturur.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Tevhid inancı insanlarda onur ve eşitlik duygusunu geliştirir. Bu duyguyu hisseden insan artık, bitki ve hayvanların seviyesinde muhatap alınmayı veya benzer bir muameleyi asla kabul etmez, kişisel veya hiyerarşik üstünlükler nedeniyle kul köle seviyesinde sürünmez, insanları aşağılayacak ve sömürecek hiçbir ayrımı kabul etmez.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

İnsanların tümü yüce Allah’ın kuludur ve hiç kimse bu temel haktan mahrum edilemez. Onlar arasında saygı görmeye layık kişi, O’na en çok itaat edendir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

İnsanlığın kurtuluş ümidi, yalnız ve yalnız Allah tarafından gönderilen son risalette ve O’nun ortaya koyduğu ideal medeniyettedir.

EBU’L HASAN NEDVİ, DİN VE MEDENİYET ÜZERİNE

Yazımızda bulunan alıntıların telif hakkı Mahya Yayıncılık’a aittir.