İmadüddin Halil, Müslüman Aklın İnşası Kitabından Alıntılar

4 bölümden oluşan Müslüman Aklın İnşası kitabında, öncelikle son asırlarda Müslümanların muzdarip olduğu gerileme ve donukluğun, Müslüman ferdin etkinliğini ve Batılı aklın şekillendirip geliştirdiği Batı medeniyetinin meydan okumalarına karşılık verme yeteneğini kaybetmesine yol açtığını açıklıyor. Ardından özümüze dönüşün itikadi, epistemolojik ve metodolojik yönünü ele alıyor.

Müslüman Aklın İnşası adlı kitap, ilk bölümünde İslam’ın yürürlüğe koyduğu –tasavvur, itikat, bilgi ve metodoloji alanlarında takipçilerinin zihinlerine bahşettiği- temel dönüşümleri ele almaktadır.

İkinci bölümde Allah’ın gözetimi ve Rasulü’nün yönlendirmesiyle oluşmuş Müslüman aklın tarih boyunca neler gerçekleştirdiğine dair kısa ve özlü bir sunum ortaya konması için gayret edilmiştir.

Son iki bölüm ise bu aklın medeni yönelimlerinin özelliklerine, kurduğu medeniyete, değişik mekân ve zamanlarda ondan yapılması beklenenlere işaret etmektedir. İkilemin yeniden çözülebilmesinin mümkün olduğu buna da İslam’ın –etkin ve özverili asırlarındaki- o ışıltılı medeniyetini inşa eden aynı çalışma programı ile hem de çağdan kopmadan, çağın içinde bir gayretle ulaşılabileceği sonucu çıkarılmaktadır. Nitekim “Sonuç” kısmındaki başlık da bunu anlatmaktadır.

2. bölümde tarihsel araştırmanın boyutlarına değinen yazar medeniyetin dönüşümü, Arapların Avrupa medeniyetine etkisi ve Müslümanların bilimsel başarılarından bahsediyor.

Son bölümlerde ise İslam’a göre medeniyet yapısı ve medeniyet hareketlerinin temel özelliklerini açıklayan yazar, son kısımda İslami teknolojiye değinerek kitabı sonlandırıyor.

Medeniyet İslam’dır. Kişiyi hedefe, Allah’a ulaştıracak asıl hareket İslam ile kazanılabilir. Okunması gereken bir kitap.

Ebu’l Hasan Nedvi Sözleri

Derin iman ve saf tevhide dayanan, birbirleriyle alakalı farklı ilkelere sahip sağlam İslam tasavvuru, güçlü cömert ve Müslüman bir akıl oluşturmayı başarmıştır.

Ebu’l Hasan Nedvi

Kur’an İslam’ın insanları “karanlıklardan aydınlığa” çıkarmak, bir uçtan diğer bir uca götürmek, siyahtan beyaza doğru tam bir dönüşümü gerçekleştirmek ve Âdemoğullarını özgürleştirmek için geldiğini ilan etmiştir

EBU’L HASAN NEDVİ

Tarih gerçekten İslam medeniyetinin mükemmelliğine şahitlik etmiştir.

EBU’L HASAN NEDVİ

Batı medeniyetinin ürünlerinden yayılan parıltılar göz kamaştırsa da, bu parlaklığın gücü günahkâr Batı medeniyetin benliğindeki biyolojik ve psikolojik yapının özüne hiçbir şekilde ulaşamayacaktır.

Hiç kuşkusuz bu, Allah’a imanı reddeden medeniyetlerin kaçınılmaz sonudur.

EBU’L HASAN NEDVİ

Yapılması gereken yeniden köklerimize, İslam’ın kendi esaslarına dönmektir. Zira bu kökler üzerinde yükselecek “yapı” hakkında düşünebilmek, ancak köklerin dokusuna kadar nüfuz etmiş olan medeni boyutu kavramakla mümkündür.

EBU’L HASAN NEDVİ

Kapsamlı dini bir kavram olarak yalnızca “Allah’a kulluk” etmek, fert ya da toplum olarak bütün insanların gerçekleştirmekle sorumlu olduğu bir hedeftir. İnsanın tüm medeni faaliyetlerini bu hedefe yönlendirmesi gerekir.

EBU’L HASAN NEDVİ

Pozitivist doktrinler kapalı, zorba, çelişik veya belirsiz hedefler çizerken İslam Allah’a kulluk, O’na yönelmek ve O’nu idrak etmek gibi faaliyetleri ve anlayışları merkezinde toplayan açık, net ve birleştirici bir hedef sunmaktadır.

EBU’L HASAN NEDVİ

Kur’an bizi ruhsal, ahlaki ve maddi yani tüm boyutlarda gelişen ve parlayan bir medeniyete çağırır.

EBU’L HASAN NEDVİ

İslam’ın bakış açısına göre uzayın keşfedilmesi, Batılıların düşündüğü gibi bir “savaş” değil, aksine bir anlama, yer alma ve uyum sağlama çabasıdır. Ay savaşılan bir düşman değil, seslenildiğinde karşılık veren itaatkâr bir hizmetlidir.

EBU’L HASAN NEDVİ

Kur’an, nihai hakikatin ikrarı ve adalet terazisinin kurucusudur. Fena ve beka âlemlerini yan yana gösteren ve müminleri ifsat ve tuğyandan sakındıran bir görüştür.

EBU’L HASAN NEDVİ