İmam Gazali’ye Göre “Vesvese ve Şeytan”

Şeytan, kalbimizin en önemli ve apaçık düşmanıdır. İnsanın kalbine bir takım düşünceler ve duygular telkin olur. Şeytandan gelen telkine vesvese, nefisten gelen telkine hevacis, melekten gelen telkine havâtır denir. Kalbe Allah’tan gelen telkine ise ilham denir.

Havâtır Nedir?

Hâtır, insanın iradesi dışında aklına ya da kalbine doğan düşünceler, iradesinin dışında gerçekleşen bir takım hatırlatmalardır. Bu hatırlatmaların çoğuluna havâtır denir. Hatırlatmalar kalbe geldiğinde insanın iradesinde bir hareketlilik meydana gelir, fiillerin harekete geçmesini sağlar. Kişide rağbeti (arzu ve istekleri tahrik etmeyi) sağlar. Azim duygusu meydana gelir ve kişinin niyeti sağlamlaştığı takdirde tüm azalar harekete geçer. Rağbet sebebiyle hayır veya şer noktasında bir hareketlilik meydana gelir. Kişi eğer hayır noktasında rağbet ederse ona ilham edilmiştir, şer noktasında rağbet ederse vesveseye kapılmış demektir.

Allah Azze ve Celle kalbimize gelen ilham ve vesvese ile bizleri imtihan eder. Melek ve Şeytan orduları insanın kalbinde savaşır ve hangi telkine uyarsa insan, o taraf galip gelir.

Kalbe Gelen Vesveselere Karşı En Etkili Şey “Zikir”dir.

Kalbe gelen şeytani düşüncelere karşı en etkili şey kişinin Allah’ı zikretmesidir.

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur.”

Râd, 28

Kişi Allah’ı zikrettiği an Allah’ın zikri karşısında şeytanın bir etkisi kalmaz. Kalple yapılan bir zikir şeytanın uzaklaştırılmasını sağlar.

“Allahü Teâlâ’yı anan kimse ile anmayan kimse arasındaki fark, diri ile ölü arasındaki fark gibidir.”

Buhâri

Hayat boyu bize ayna olacak ölçümüz Kur’an ve Sünnet’tir. Kalbe gelen sıkıntıların nedeni nedir, ne değildir? Bunları analiz etmek için elbette ki her meselede olduğu gibi Allah’ın vahyine ihtiyaç vardır.

Kalbin durumu kaleye benzer. Kalenin şeytan tarafından fethedilmesine asla izin vermemeli, her zaman Rabbani ilham ve melekî düşünceler ile fethedilmesi sağlanmalıdır. Mağlup olmamak için Galip olan Allah’a sığınmak, O’nun öğretilerine, işaretlerine sığınmak gerekir. Allah sığınılacak en güçlü kaledir, dayanaktır. Allah’a sığınanlar asla mağlup olmazlar yeter ki biz sığınmasını bilelim.

Şeytan Hakkında Bilgi

Şeytan apaçık bizim düşmanımızdır. İnsanı Allah’tan uzaklaştıran, Rabbine, kendi özüne yabancılaştırıp düşman kesilmesini sağlayacak kadar bizim düşmanımızdır.

Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti.

Bakara, 31

Ve meleklere: ‘Adem’e secde edin’ dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu.

Bakara, 34

(Allah) Dedi: ‘Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?’

(İblis) Dedi ki: ‘Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.’

(Allah:) ‘Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin.’

O da: ‘(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)’ dedi.

Allah da: “Sen mühlet verilenlerdensin”, buyurdu.

Dedi ki: ‘Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.’

‘Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.’

(Allah) Dedi: ‘Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım.’

A’raf, 12-17

“…Oysa o, Allah’ın izni olmadıkça onlara hiçbir zarar veremez. Müminler ancak ve ancak Allah’a güvenip dayansınlar.”

(Mücadele, 10)

Allah da buyurdu ki: “İşte bana varan doğru yol budur (hâlis kulların yolu). Şüphesiz, sapmışlardan sana uyacak isyankârlar dışında kullarım üzerinde senin hâkimiyetin olmayacaktır.” “Kuşkusuz cehennem, o sana uyanların tamamının buluşma yeri olacaktır.”

Hicr, 41-43

Tarihteki İlk Materyalist: Şeytan!

Şeytanda kibir gibi önemli bir hastalık vardır. Allah’ın katında önemli olan madde değil manadır (ilimdir).  A’raf suresi, 12. Ayetten anlaşılacağı üzere şeytan meseleye maddi yönden baktı. Tarihteki ilk materyalistin şeytan olduğu ortadadır. Meseleye madde cihetinden bakanlar her zaman alçalmak zorundadırlar. Allah şeytana in oradan aşağı dedi ve şeytan makamından oldu.

İnsan nefsine uyacak olursa kendisine verilmiş olan nimetlerin, makamların kıymetini bilemeyecektir. Kıymetini bilip şükretmediği gibi diğer taraftan da Rabbine karşı asi kesilecek, Rabbine itaat etmeyen bir varlığa dönüşecek ve son olarak nefsinin peşinde sürüklenen, nefsini ilahlaştıran, ona boyun eğen bir varlığa dönüşecektir. 

Şeytan kovulmasının ardından dik başlılık etti ve dedi ki ‘Onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.’ Rabbimiz ise şeytanın bu aldatmacasının salih kullarına hiçbir zarar vermeyeceğini belirtmektedir.

(A’raf suresi, 15. Ayette geçen “beni azdırdığından dolayı” ifadesinde ince bir detay vardır: Demek ki insan nefsine bağlı olarak bir suç işlediğinde etrafındaki insanları suçluyorsa bu şeytani bir ahlaktır.)

Şeytanın Önden, Arkadan, Sağdan ve Soldan Yaklaşması Ne Anlama Gelmektedir?

  1. Şeytanın önden yaklaşması: İnsanın önünde olan şeylerle yani dünya hayatı, ölüm, kabir, cennet, cehennem yönüyle yaklaşır; ya bunları inkar ettirir ya da bunlar hakkında sapkınlıklara sahip olunmasını sağlar. Örneğin mal, makam sahiplerini cazibeli olarak göstermeye çalışır, dünya nimetini, lüks içinde yaşamayı süslü gösterir, ölümü ise sanki bize hiç uğramayacakmış gibi uzak gösterir. Bunların hepsi birer imtihandır.
  2. Şeytanın arkadan yaklaşması: İnsanın arkasında olan şeylerle yani Kâlû Belâ’da Allah’a verdiğimiz söz, tarihimiz, yaşadığımız dünya hayatı ve amellerimiz yönüyle yaklaşır. Bizi dünyanın esiri yapmak ister, tarihimizi unutturmaya çalışır. Geçmiş kavimlere gönderilen peygamberler ile mücadelenin ne boyutta olduğu görülür. Biz tarihimizi unutmamalıyız. İnsan tarihine bakarak kendisini bekleyen vazifesini ne derece yapabildiğini sorgulayabilir. Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde, “Hayır, biz atalarımızdan gördüğümüze uyarız” dediler. Peki ama ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırıyorsa! (Lokman, 21) Yanlış yola sapan ataların peşinden gitmek ise reddedilmektedir.
  3. Şeytanın sağdan yaklaşması: En tehlikeli olan yöneliş ile kişiyi Allah ile aldatmaya çalışmasıdır. Hayırlı bir ameli yapmaya çalıştığında başka bir ameli göz önüne sunarak o hayırlı olan amelden vazgeçirmeye çalışmasıdır. Şeytan ilim meclislerine gitme diye evinde otur Kur’an oku diyebilir. Nefsindeki problemleri görmemeni sağlamaya çalışabilir.
  4. Şeytanın soldan yaklaşması: Aleni olarak haramlara, günahlara yönelmen için seni aldatmaya çalışır. Örneğin farz ibadetleri yapan birinin bidatlere de inanması, açık açık içki içen birinin durumu da böyledir.

Özetle, insan hakikatleri görmek istiyorsa ilim sahibi olmalıdır. İlim ile zikir, nefsi terbiye hayatında olmadığı müddetçe insanın kalbinde basiret halinin olması mümkün değildir. Ancak takva duygusu yerleştiğinde kişi hak ile batılı birbirinden ayırabilir.

Şeytanın Kalbe Giriş Yolları

Kalbin durumu bir kalenin durumu gibidir. Şeytan kaleye girmek isteyen düşmandır. Onu istila etmek ister. Bu kaleyi düşmandan ancak kapılarının giriş noktalarını, kalede açılacak delikleri korumak ve oralarda nöbet beklemekle mümkündür. Şeytanı defetmeye, insanoğlu ancak onun giriş noktalarını bilmekle muktedir olabilir. Bunların bilinmesi de farzdır.

Şeytanın giriş noktaları ve kapıları, kulun sıfatlarıdır. Bu sıfatlarda pek çoktur. Bunların en büyüklerine işaret edelim: biri gadap, bir şehvettir. Gadap (öfke), aklın kandırıcısı ve helak edicisidir. Ne zaman ki aklın askeri zayıflarsa şeytanın askeri hücuma geçer. İnsan öfkelenirse şeytan onunla top gibi oynamaya başlar.

Şeytanın Hz. Âdem’e (a.s) secde etmemesi, hasetten dolayıdır. Öyleyse harislik ve haset de şeytanın kalbe giriş kapılarındandır. Basiret nuru ile şeytanın giriş noktaları bilinir. Ne zaman ki haset ve harislik, basireti örterse insanoğlu, şeytanın giriş kapılarını örtemez.

Şeytanın Kalbe Girişinin 10 Yolu

1. Öfke Anı

Öfke şeytandandır. Şeytanın kalbi kalbine, gözü gözüne oturur. Kendisi de kanında her tarafını tahrik ederek dolaşmaya başlar. Öfke ancak nefse karşı, şeytana karşı, İslam düşmanlarına karşı olmalıdır. “Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın.” [Ebû Dâvud, Edeb 4, (4784).]

2. Harislik

Dünya ve nimetlerine karşı aşırı istekli olmak. Bu haller kişiyi hayırlı amellerden uzaklaştıracaktır. Kalp bu konuda güçlendirilmezse dünya sevgisinin ağır basmasıyla ayağa kalkıp mücadele edemeyecektir.

3. Şehvet

İnsanın kalbinde yer etmiş olan arzu ve isteklerin en kuvvetli haline şehvet denir. İnsan dünya nimeti adına neyin arzusunu çok güçlü bir şekilde kalbinde bulunduruyor, barındırıyor, onun peşinden gidiyor ve ona dair hedefler ediniyorsa, bu anlamda insan şevhetini ona göre şekillendirmiş demektir.

4. Haset

Bir başkasının elinde bulunan maddi ya da manevi nimete tahammül edememesi demektir. Kalpteki tahammülsüzlük ve kıskançlığa haset denir. Hasedin arka planında şöyle bir düşünce yatmaktadır. Allah’ın ilmine ve takdirine rıza göstermemesi, teslim olmaması. Kimin hangi nimete layık olduğunu insan nereden bilebilir? Verilen nimet de verilmeyen nimet de bir imtihandır. Elimizdekinin şükrünü ifa etmeli, olmayanı ise istememeliyiz. Haset edenler elindeki nimetlere bile şükretmezler ve hasedin sonu iyi değildir. “Haset ateşin odunu yediği gibi tüm amelleri yiyip bitirir.” (Hadis-i Şerif)

Ebu Hureyre’den rivayetle “Kişinin kalbinde iman ile hased bir arada bulunmaz.” Demek ki güçlü bir iman sahibinde haset yoktur; kimde de hased varsa onsa güçlü bir iman yoktur.

5. Doyasıya Yemek

Vücuda gerekli olan gıdanın alınmasının dışında sürekli olarak yeme içmeye düşkünlük insanın kalbini öldürür, şehvete düşkünlük meydana gelir. Şehvet ise şeytanın silahıdır. Toklukta 6 kötü haslet vardır:

  • Allah korkusunu kalpten çıkarır.
  • Halka karşı merhameti kalpten siler.
  • İbadetleri yapmayı zorlaştırır.
  • Hikmetli konuşmaları kalpte hissedilmesini engeller.
  • Tok kimsenin konuşması, halkın kalbinde tesir icra etmez.
  • Tokluk, kişide çeşitli hastalıkların çıkmasına zemin hazırlar.

6. Rahata Düşkünlük

İnsanın rahata düşkünlüğü, elde edilmesi gereken önemli manevi makamları, dereceleri, yakalamamız hususunda çok büyük bir engeldir. Rahata düşkün olanlar genellikle tembeldirler. Büyük hedef sahibi olmazlar. Daha çok basit işlerle uğraşmaktan zevk alırlar. Tembellik aynı zamanda büyük bir günahtır. Rahata düşkün olanlar nefsi terbiyenin gerekli birşey olduğunu düşünmezler. Çünkü nefis rahatı sever. Oysa kıyamet günü geldiğinde keşke dünyaya dönsek de daha çok sahih amel işleyebilsek diyeceğiz. Ne yazık ki artık çok geç olacak. Ne kadar amel işlesek de Allah merhamet etmezse biz cennete giremeyiz yani yaptığımız amellere güvenmemeliyiz. İnsan rahata düşkün olursa nefsini terbiye etmek için yorulmaz ve böylece hem dünyada hem de ahirette kaybedenlerden olacaktır.

7. Tamahkârlık

Dünya nimetlerine rağbet etmektir. Şeytan tamah ile insanı yalakaya çevirir. Tamah ettiği nesne  sanki onun mabudu olur. Hedefe varmak için her yola başvurur.

8. Servet, Para, Zenginlik Arzusu

İnsanın ihtiyacından daha fazla olan her servet, şeytanın istikrar bulduğu yerdir. Para çoğaldıkça daha fazlasına ihtiyaç hissettirir. Daha da çoğalınca, daha büyük emeller için daha çoğuna gerek duyar. Bu istekler sonsuza doğru gider ve insan paradan başka bir şey için uğraşmaz. Neticede para, araç olmaktan çıkıp araç olur.

9. Cimrilik ve Fakirlik Korkusu

İnsanı infak etmekten ve sadaka vermekten alıkoyar. İnsanı azık edinmeye, hazine yapmaya ve elem verici azaba davet eden cimriliktir.

10. Suizanda Bulunmak

Zannın çoğundan sakınmak emredilmiştir. Şeytan zanla başkaları hakkında hüküm verip onları çekiştirmeyi ve gıybet etmeyi öğütler, süslü gösterir. Böylece onlar hakkında insanları kışkırtarak onları kusurlu gösterip hakaret ettirir, onlara ikram ettirmez. Kendini onlardan daha hayırlı onları ise hakir ve değersiz gösterir. İnsanlar hakkında kesin bir bilgi olmadan, zanla karar verilmemelidir. Mümin kimse insanların mazeretlerini araştırır, münafık ise ayıplarını araştırır. Müminin bütün insanlar hakkında kalbi temizdir.

Mümin, şeytanın düşmanı olduğunu bilmeli ve onun hilelerini iyi tanımalıdır. Her koşulda Allah’a sığınmalı ve nefsini bu yollardan şeytanı def edecek şekilde eğitmelidir. Allah’tan başka sığınılacak kale yoktur. Manevi mertebeler çoktur, cennette de birçok dereceler vardır. Kul gayret ederse en güzel mertebelere yükselir ve Allah’ın rızasına ulaşanlardan olur.

Online olarak gerçekleştirdiğimiz Kalp Risalesi kurumuzun 2. dersinden alıntıdır.

Kaynaklar: Kalp Risalesi, İmam Gazali; Kimyayı Saadet, İmam Gazali