Nebevî Mirasımız Sünnet

Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de“Biz size, ayetlerimizi duyuracak, sizi her kötülükten kurtaracak, size Kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan bir Peygamber gönderdik. (Bakara 2/151) buyuruyor.

İlahi mesajın doğru anlaşılması ve yaşanması için bizlere örnek olacak sahsiyetlerin olması gerekir. Rabbimiz sadece Kur’an-ı Kerimi göndermiş onun tatbikini sağlayacak rehber göndermemiş olsaydı gerektiği gibi nasıl anlayacaktık,doğru yolu nasıl bulacaktık? İşte Rabbimiz kendisine ulaşalım, mesajını anlayıp yaşayalım diye bizi rehbersiz bırakmamıştır. Bu Rabbimizin bir lütfudur bizlere hamdolsun. Kur’an ve sünnet bir bütündür. Kur’an Ilahi kaynak, sünnet ise onun hayat tarzına dönüşmüş halidir.

Kur’an-ı Kerim  nasıl ki kıyamete kadar bakî olarak kalacaksa sünnet de aynı şekildedir. Çağlar üstü bir nizam ve intizamın örneğidir.

Sünnet kelimesi lügatte işlek yol, adet ve ahlak manalarına gelmektedir. Gecesi de gündüzü gibi aydınlık olan sünnetin, kapsamı daha sonra genişletilmiş ve Hz. Peygamberin, söz, fiil, takrir (onaylama), bedenî ve ahlaki sıfatı (şemail), siret ve ona nispet edilen şeylere isim olarak verilmiştir.

Peygamber efendimiz veda hutbesinde:“Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmayacaksınız: Kur’ân ve Sünnet. (Muvatta, Kader, 3) buyurarak,bizlere bıraktığı mirasını bildirmiştir.

Müslümanlar için Kur’an ne kadar elzem ise sünnet de aynı derecede elzemdir;çünkü İslam bizlere bir kimlik kazandırır. Müslüman, kimliğini yaşantısıyla ortaya koyar. Bunun için de bizlere hayatı, davranışları, ahlakı, gösterdiği metodu ile örnek bir peygamber vardır. Buradan da anlaşılan bizler için sunnetin çok önemli olduğudur.

Kuran-ı Kerimin her ayetini tek başına anlamak mümkün değildir. Ayetler bazı hükümleri bildirmekle beraber detayını vermemiştir. Detayını öğretme kısmı peygamberimize bırakilmıştır. Kuran bize namazı emreder fakat nasıl kılınacağını öğretmez. Namaz farzdır ve namaz için gerekli olan tüm şartlar da (setr-i avret,abdest) farzdır. Bize bunları peygamberimiz bilfiil öğretmektedir.

Müslümanlar arasında sünnet adeta bir yapı harcı niteliğindedir. Bir binayı oluşturan tuğlalar nasıl ki harç ile birbirine bağlanıyorsa, Müslümanların birbirine bağlanmasında, İslam ve ümmet bilincine ulaşmasında sünnet-i seniyyenin çokça önemi vardır. ‘Sünnet olmadan ümmet olmaz’ anlayışı biz Müslümanlar için ne kadar önemli ise din düşmanları için de bir o kadar tehlikeli anlayış oldu. Hadislerin ve Sünnetin önemini anlayan İslam düşmanları sünnete karşı savaş açtılar. Tahrip olması için faaliyetler yapmaya başladılar. Kuran bize yeter anlayışını yaymaya çalışmaktadırlar. Böyleleri kendi menfaati için hareket edenlerdir. İşine geldiğini alıp işine gelmediğini almayıp yarım bırakmaktadırlar. Oysaki ayetler açıktır. Allah’in emri ortadadır.

“Peygamber size her ne getirirse onu alın, sizi neden menederse ondan da sakının.” (Haşr, 59/7)

“Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)

Bizler İslam’ın temsilcileriyiz. Müslümanca yaşamanın şerefine talip olmalı, Kuran’a da Sünnet’e de sımsıkı sarılıp böyle tehlikelere mahal vermemeliyiz.

Mirasına, gözü gibi bakanlardan olmamız temennisi ile Allah’a emanet olun.